Demet Akalın Yazısı Neden Yanlış Anlaşıldı? ya da İlişkide Denge(sizlik)

 

 

BU YAZI NEDEN YAZILDI?

Yukarıda görmüş olduğunuz ve Demet Akalın’ın eşinden boşanma kararının parasal olaylarla alakasını vurgulamak üzere kaleme aldığım son yazıya gelen tepkilerden anladığım kadarıyla yazı amacına ulaşmamış.

Bu anlamda konuyu biraz daha açmak ve farklı örneklerle yazıyı yanlış, eksik yahut hiç anlaşılmamış olanlar için yeniden kaleme almak istiyorum.

Öncelikle şunu vurgulamakta fayda var, Türkiye dünyada ölçüm yapıldğında okuduğunu anlama değerlendirmesinde maalesef  37. Sırada. Gerçi ben elbette okuduğunu anlayamama problemiyle sınırlı görmüyorum sorunu.

Sorunun daha çok bahsettiğim konudan ve onu okuyan insanın kendi problemleriyle örtüştüğü için kendi algısının yahut kendi çözümleyemediği şeylerin dışına çıkıp objektif bir biçimde olayı değerlendirememesinden kaynaklandığını düşünüyorum. Sanırım ünlü insanları algılarken de bir özdeşleşme yahut daha çok nefret/sevgi sorunu oluşuyor. Fazlasıyla taraftar ya da düşmanlık hissi oluşuyor.   

Biraz da bu nedenle sanırım önemli bir konuyu es geçmemek ve tam da “bam teline” dokunulmuş ve hassas bir problemi anlama şansını heba etmeme açısından deşmeye devam etmek istiyorum.

 

İLİŞKİDE NELERİ TOLERE ETMEK DOĞRUDUR/DEĞİLDİR?

Tekrar ediyorum: İsteğe, seçimlere bağlı İlişkilerin hepsinde DENGE temel ve belirleyici faktördür. Bizim seçmediğimiz yani kan bağıyla bağlı olduğumuz aile bireylerimiz akrabalarımızla ilişkilerimizde denge değil hiyerarşi en önemli ve belirleyici faktördür.

Bunun anlamı nedir? Bunun anlamı şudur: Eğer dengeyi bozacak bir şeyi herhangi bir taraf yaparsa o yapılan şeyin dengelenmesi şarttır. Aksi halde ya ilişki bozulur ya da ilişki bozulmasına rağmen süren ilişkiler yüzünden dengenin aleyhine bozulduğu kişinin haklarını sonradan gelen başka insanlar –genellikle çocuklar- üstlenir ve ilerideki bir zamana ve hayalara sorun ertelenmiş olur. Bu şekilde masum insanlar ilişki problemlerini hakiki bir sebep olmasa bile yaratır ve yaşarlar, bilinçsizce. Kendilerinin olmayan bir kaderi üstlenip dengesizliği kendilerine ve hayatlarındaki insanlara yaşatarak dengelemeye çalışırlar.

Buradaki temel prensip iki taraftan birisinin yaptığı şeyin karşı tarafta dengelenmesinin gerektiğidir. Bir tahtrevallide iki tarafta duran iki kişi gibidir çiftler. Ya da arkadaşlar, her türden arkadaş yahut ortak olan kişiler (kısaca ne demiştik, hayatımıza almayı seçtiğimiz kişiler)… Bu durumda eğer tahtravalli dengede kalacaksa yapılan herhangi bir hareketin aynı şiddette karşı tarafta da gerçekleşmesi gerekir.

Dolayısıyla diyelim taraflardan birisi dengeyi bozacak bir şey yaptı. Mesela ailenin tümünü etkileyecek bir finansal hata yaptı. Bu durumda bakılacak olan şey nedir? Bu hatanın neyle ve nasıl telafi edileceğine bakmak gerekir.

Bu hata duygusal bir şey de olabilir. Mesela bir taraf diğerini aldatır. Bu durumda denge nasıl sağlanacaktır?

Hangi durumlar ya da hangi olayların telafisi vardır ya da yoktur?

Bunları anlamak gerekir.

Örneğin kaba bir laf söyleyip sevgilisinin kalbini kırmış bir erkek bunu çiçek alıp, çikolata alıp ya da sevgilisinin sevdiği herhangi bir şeyi yaparak telafi edebilir. Ayrıca bir daha bunu yapmayacağına söz vermesi de gerekecektir muhtemelen. Yine de buna rağmen kabalık unutulmaz ve zamanı geldiğinde ya gündeme gelecektir ya da benzer bir kabalıkla karşı tarafla denge sağlanmak zorunda olacaktır…

Tercihlere bağlı olan ilişkilerin kan bağı ile oluşan ilişkilere göre bir farkı daha vardır: Koşula bağlıdır ve başladığı gibi bitebilir de, gerekli koşullar sağlanamadığında (denge düzeltilemez şekilde bozulduğunda) sürdürülme zorunluluğu yoktur.

Kimi olaylar ve durumlar vardır ki telafisi olmaz.

Kan bağı olan ilişkilerde yani varoluşsal bağlarda bu ölümdür. Geri dönülmez olan bir durum kan bağı olan ilikiler için ölüm iken ilişkide de aldatmaktır. İlişkinin temeli sadakat ve güvene dayanmak zorundadır.  

Telafi edilmeyecek kadar büyük bir şeyi ilişki için tolere etmek ilişkiyi enerji olarak ya da tamamıyla bitiriecektir. Burada enerji olarak bitmesini anlamak çok önemli bir meseledir. Çünkü ilişki hakikatte bitmiş olmasına rağmen dışsal şartla açısından sürdürmek mümkündür. Enerjisel olarak bitmiş çoğu evlilik ilişkisi fiilen bitirilmemektedir. Bizle bu “katlanma” durumuna ilişki deme eğilimindeyiz.

Oysa ilişkiden kasın birbirini besleyen ve geliştiren dinamik ve insanı yükselten bir alışveriş halidir. Bu “alışverişi” de parasal manada almak ve vermek şeklinde algılamamak lazım. Gerçi onu da kapsayabilir ama asla amaç da sınır da maddi alış-verşi değildir.

İki kişinin kendisinde olmayanı karşı taraftan aldığı ve verdiği ve diğer her şeyi de dengelemeye çalıştığı dinamik bir harekettir ilişki.

Bu nedenle tolere edilen her şeyin sonradan bir şekilde dengelenmesi gerekir. Kadın ve erkek arasındaki ilişkiyi düşünecek olursak birbirinde olmayan ve karşıdan almak zorunda olduğu şey ilişkinin temelini teşkil edecektir. Bu da cinselliktir. Diğer her şey bu temel üzerine inşa edilecektir. Cinsellik sayesinde oluşan bağlar ile ortaya çıkan duygu alışverişi, birlikte yaşamak, geliri paylaşmak, ortak gelirle hayatın kalitesini yükseltmek ve nihayetinde de yine cinsellik sayesinde ortaya çıkabilecek olan çocuk hep bunun üzerine inşa edilir.

O nedenle cinsel tatmin olmayan bir ilişkinin sürdürülmesi mümkün olmakla beraber anlamlı ve doyurucu olmayacaktır. İnsanları mutlu etmeyecek, tam tersine büyük bir mutsuzluk yaratacaktır.

 

DENGESİZ İLİŞKİLERİN İÇERİĞİ

Demet Akalın örneğinde özellikle vurgulamak istediğim şey şuydu: Bir insanın tüm yaşamı boyunca elde ettiği maddi her şeyi birkaç yıllık eşinin ailesinin hatası yüzünden tolere etmesi adaletli bir şey midir? Böyle bir fedakarlık yaptıktan sonra eşine saygı duyup onu mutlu etmek mümkün müdür?

Özellikle durum çok dramatik olduğu için ve tolere edilmesi gereken rakam bir insanın tüm yaşamı boyunca elde ettiğinden çoksa ve muhtemelen yaşamının geri kalanında da düzeltmesine imkan olmayan bir miktarsa denge nasıl sağlanacak?

Kaldı ki bu özel durumda ilişki sadece 6-7 yıllık. Ve kadın ünlü ve kendi yarattığı koşullarla sahip olduğu evi ve serveti var. Bu serveti kocasına borçlu değil. Dolayısıyla eşinin yaptıkları ya da ailesinin sebep olduğu bir şey nedeniyle ilişkiyi sürdürmek doğru mu değil mi?

Öncelikle bu elbette özel bir durum. Her kişi ve aile kendi iç koşullarında neyin olacağına yahut olmayacağına karar verebilir. Kişi o kadar seviyordur ki eşini her şeyini kaybetme pahasına eşine ve ilişkisine sahip çıkabilir.

Hatta kendi ailesinin servetini de koyar ve sorunu çözer v.s.

Bu özel durumları bir kenara bırakarak söylemem gereken şeyi söylüyorum.

İlişkiye koyulan ne varsa onun karşılığını talep etmek doğrudur. Demet Akalın örneğinde olduğu gibi altı yedi yıllık ilişkide maddi olarak ne katkıda bulunduysa eşinin hayatına insanın o kadar fedakarlığı talep etmesi dengeyi sağlama ve koruma açısından önemlidir.

Farz edelim böyle bir durumda kadın (ya da erkek hiç fark yok) karşı tarafın ailesinin yarattığı bir sorun yüzünden hayatının sonuna kadar zorluk çekmeyi kabul etti. Bu durumda ilişkinin içeriğinin ne olacağını sanıyoruz? Fedakar taraf her durumda karşı tarafı içten suçlamaya yahut ne yaparsa yapsın eleştirmeye devam edecektir. Kendisini alacaklı hissetmeye devam edecektir. Cinselliğin ve duygusal tatminin yanına bile yaklaşmak mümkün olmayacaktır.

Hayal dünyasını bir kenara bırakalım. Benim söylemek zorunda olduğum kısım bu: dengeyi bozmak ilişkiyi bozmak demektir. Her ne kadar içimizdeki romantik taraf aşkın, ilişkinin dışsal hiçbir şeyden etkilenmemesi gerektiğini haykırmak istiyor olsa da bu maalesef böyle değil.

 

DENGELİ FEDAKARLIK MÜMKÜN MÜ?

Yukarıdaki örnekten farklı olarak şu durumda ise yapılacak fedakarlık ilişkiyi güçlendirecektir: İlişkinin başında her iki taraf da bir yerden başlamalarına rağmen, ilişki içerisinde birlikte başarı yaratırlar ve çok şeye sahip olurlar. Her iki taraf da çalışmıştır. Para getirerek ya da getirmeden ev işlerinde çalışarak ve çocuklara bakarak. Önemli değil. Ancak iki tarafın da ortak çabası ve ilişkideki gelişimi sonucunda zamanla zenginlik ve varlık oluşmuş olsun.

Böyle bir ilişkide diyelim taraflardan birisinin bir hatası sonucunda ya da dışsal şartlar sonucunda varlıklarını kaybetmek zorunda kalacak olurlarsa, tüm aile olarak gereken fedakarlığı üstlenmeleri doğrudur. O zaman “iyi günde kötü günde…” sözü anlamlı olacaktır.

Fedakarlık o zaman anlamlı olur. Diyelim adam hata yaptı ve kadın da tolere etti. Bu durumda adamın tüm motivasyonu kaybettiklerini yeniden yaratmak üzere işe koyulmak olacaktır. Çünkü kendisine zor zamanında destek olmuş eşi vardır ve ona bir borcu vardır. Ona karşı bağlılık hissederek, onun sadakatini dengelemek  ve fedakarlık yaparak onu rahata eriştirmek isteyecektir.

Aile Dizimi terapileri, seminerleri ve inziva çalışmaları içeren eğitimlerimiz için arayınız: 532 417 27 00

 

Her durumun neyin dengelenmesini gerektirdiğini anlmak gerekir. Aksi takdirde yazdığım her şeyi sadece kendi algısıyla anlamakla sınırlı hissedecektir okuyan. Söylediğim ve anlatmak için çaba sarf ettiğim prensiplerin romantik duygularla yahut nasıl istersek öyle algılarız gibi sorumsuzluk içeren çocukça bir özgürlük yanılsamasıyla bir ilgisi yoktur. Bu prensipler ilişkilerde doğru yerde durmak ve doğru ilişkileri yürütebilmek için elzem olan ilkelerdir. Yetişkinler ve bir yetişkin gibi ilişkinin sorumluluğunu almaya istekli hissedenler içindir. 

Bu ilkelerin şahsımla da bir ilgisi yoktur: Bunları ben bulmadım, uydurmadım. İsteyen herkes kendi hayatında bu prensiplerin istisnasız nasıl işlediğini gözlemleyebilir. Arz edenler varsa çalışmalarımıza gelip doğrudan kendi hayatlarında ve başka insanların yaşamlarında ne türden etkileri olduğunu bu ilkelerin anlayabilir.

Hatta bu yöntemin eğitimlerine gelmeyi düşünüp uygulamacı olmayı seçebilir.

Her şekilde bunu ve bu etkileri anlamak için deneyimlemeniz yahut kendi deneyimlerinizi objektif olarak değerlendirebilme yetinizin olması gerekir.

Aksi durumda yazdıklarımı magazin yorumlarıyla yaht dedikodularıyla karıştıracak bir bilinçaltı algılamasıyla yanılgıya düşeceksiniz demektir.

Ama ne yapabilirim ki? Yazıyla ve tek taraflı iletişim yolu olarak bu mecralarda bu kadarı mümkün.

Umut ederim bu sefer daha iyi anlatmış olayım. Olamadıysak ve sürçülisan ettiysek affola…

İlerde bir zaman esksikleri, yanlışları düzeltip “denge” sağlayabilriz inşallah..

 

Sevgiler

 

etkinliklerimiz için tıklayınız

 

 

 

 

Comments on Demet Akalın Yazısı Neden Yanlış Anlaşıldı? ya da İlişkide Denge(sizlik)