Hepimiz Bu Sınavdan Çaktık!

Yakın zamanda Üniversite ve Lise Sınav sonuçları açıklandı ve yerleştirme telaşı başladı. 

Benim çocuğum da lise sınavına girdi ve burada bahsettiğim şeyleri birebir veli olarak yaşadım. Bu süreçte kendimde ve diğer velilerde gözlemlediğim yanlışları anlama ve ifade etme şansım oldu. Eğitim sisteminin aslında içerikten yoksun bir sıralama ve tasnif etme sistemi olduğunu ve çocuklarımıza karşı hakiki görev ve sorumluluklarımızı yerine getiremediğimizi üzülerek gözlemliyorum.

Gencecik ve yeni yeşermekte olan bu körpe bireyler, önce sınava girecekleri için bir iki yıl öncesinden çalışmaya ve bir iki saatlik bir şey için aylarca strese girmekteler. Ve daha en başından %90’ının kendisini kaybetmiş ve başarısız hissedeceği bir sürece kendilerini kurban etmekteler.

Bu öyle bir yarış ki ilk yüz bin kişi içerisinde olup 900 bin öğrenciden iyi dahi olsa, bir çocuğun kendisini kötü hissedeceği bir psikolojik katliam aslında. Hatta %1’lik dilime girip 990 bin öğrenciyi geçse ve ülkenin en yüksek puanlı 10. Okuluna bile girse neden 1.sine giremedim diye kötü hissedeceği bir süreç (bizzat örneklere şahit oldum).

Eğitim sistemi kazandığını hissedecek 10.000 çocuktan çok 990.000 kaybeden çocuğa hizmet edene ve onların refahı ve mutluluğu için kafa patlatana, hatta sonunda gerçek bir çözüm bulana kadar Türkiye huzurlu, gelişmiş, müreffeh bir ülke olmayacak. Bugün yaşadığımız pek çok problemin kaynağı eğitim sisteminin yarattığı mağduriyetler değilse nedir?

Peki neden çocuklarımızı bu deliliğin parçası haline getiriyoruz? Baştan kaybettiklerini bildikleri bir oyuna alet edip sonra da suç onlarınmış gibi kendilerini yenik hissetmelerine izin veriyoruz? Neden neredeyse hiçbir veli kalkıp isyan etmeden, çocuğunu bu hayvanları bile sokmaya insanın gönlünün elvermeyeceği saçma yarışa sokmaktan alıkoymuyor?

Nedeni basit: Aslında herkes o elit 10.000 kişiden birisi olmak ve diğerlerinin bu şansa sahip olmamasını canı gönülden diliyor! 10.000 küsür çocuk ve velileri sınav sonunda, muzaffer bir edayla geride kalan zavallı kaybetmişlere bakıp gururlanıyor! Tüm sınav onların zaferi için yapılmamış mıydı?

Hepimiz, tüm veliler de dahil herkes bu masum çocukların kaybetmiş hissetmesi duygusunu yaşamasının sorumlularıyız…

Tüm mesele elit olmak ya da olmamak. O zaman hayata beş sıfır önde başlamış olacak onların çocukları. Bu nedenle kazanana kadar ya da kaybettiğinde üzülene kadar sorun yok gibi davranmak mümkün.

Ülkede avantaja sahip olan eğitimi iyi, geliri yüksek, çocuğuna özel ders, özel okul sunabilen insanlar geride kalan 900 küsür bin hatta sınava girmeyi bile düşünmeyen belki bir milyon daha çocuğun akıbetini umusramaya başlamadığı sürece siyasi olarak ülkenin gidişatından şikayet etme hakkına sahip değildirler.

 

Deliliğin Hesabı

Düşünmeden edemiyorum. Ülkenin berbat bir eğitim sistemi olmasının sebebi kaynak eksikliği midir? Yoksa kaynakların toplumum avantajlı ve elit kesiminin, bunu yapamayacak olan geniş halk kitlesinin yani elit olmayan ve olamayacak insanlara karşı bir silah olarak kullanılması mıdır esas sorun?

Bir düşünelim. 1 milyon lise adayı öğrenciden baştan kaybedeceği kesin olan 900.000 öğrenci var. Ve onları sınava sokuyoruz. Sınava hazırlıyoruz. Bu öğrencilerin haydi diyelim yarısı hiç hazırlanmamış olsun sınava…

Geriye kalıyor yaklaşık 500 bin öğrenci. Bunların 100 bini iyi ya da kötü “kazanarak” diyelim enerjilerinin karşılığını alıyorlar. Gerçi bu 100.000 öğrenciden hakiki manada 10-15 bini gerçekten kazandığını hissedecek okullara, yani gerçekten sınavın yapılma sebebi olan elit 20-25 okula girebiliyor… Ama görünüşte bir okulu kazandığı için biz yine de 100.000 diyelim…

Bu ne demek? Biz her sene şu ya da bu şekilde gerek manevi, gerek maddi olarak yuvarlak hesap  400 bin öğrenci için pek çok açıdan çöpe gidecek bir kaynağı israf ediyoruz.

Yine yuvarlayarak bir hesapla öğrenci başına sınava hazırlık 2500 tl masraf yaparak kurs-kitap-yol masrafı, özel ders vs. hascaması yapıldığını varsayalımi.

Bu durumda her sene sadece LGS gibi bir sınav için Türkiye 1 Milyar TL en başından beridir çöpe gideceğinden emin olabileceğimiz parayı sınava hazırlık için havaya savuruyor… (bu benim çok basit hesabım. Muhtemelen esas maliyet iki katı da olabilecektir.)

Bunun gibi üniversiteye giriş için de en az bu kadar para en başından israf edileceği bilinerek harcanıyor ve hiçbir işe yaramıyor..

Şimdi son derece basit bir hesap yapalım:

Bir yılda en düşük hesaplamalarla 1 Milyar TL liselere 1 Milyar TL de Üniversite giriş sınavına hazırlık için işe yaramayan paraları harcıyoruz. Ayrıca kaybetmenin verdiği tatsızlıkla genç insanların ve ailelerinin başa çıkmak zorunda kalması da cabası.

Bir düşünelim. Her sene 1 Milyar TL ile kaç tane tam teşekküllü  lise yapılabilir? Bir senelik çöpe giden hazırlık parası ile muhtemelen tanesi 20 milyon TL’den 50 çok iyi okul yapılabilir ve belki 25.000 kontenjan yaratılabilir. Ve sadece 10 yılda 500 çok iyi okul ve 250.000 ek kontenjan yaratılabilir.

Aynı şekilde 500 Milyon TL’lik iki üniversite her sene açılabilir ve sonuçta  on yıl içerisinde sadece çöp olan hazırlanma masraflarıyla 20 tane bayağı iyi üniversite yaratılabilir!

Masraflarını bilemem ama belki de 100 Milyon TL’ye mal edilebilirse bir üniversite 10 yılda tam 100 üniversite sadece hazırlanma parasıyla kurulabilir…

Bu sadece zaten baştan kaybetmek üzere harcanan paraların minimum rakamıyla yapılabilecek olanlar..

Dahası var:

Sizlere daha da vahim bir hesap yapayım. Özel okullara ödenen paralara bakalım:

Ortalama bir özel okul ücreti nedir? 10.000/1 yıldan başlayıp 75.000/yıla kadar anormal bir skala mevcut. Hadi biz ortalama bir özel okul fiyatının 15.000/yıl olduğunu düşünelim. Bir öğrenci özel okulda 12 yıl okuduysa diğer masrafları katmadan sadece okul ücreti olarak lise sona kadar  180.000 TL ücret ödüyor (bugünkü rakamlarla, yıllar içerisinde zamlarlabu rakamlar artacaktır elbette). Hadi servisi şuyu buyu da ekleyelim ve ortalama bir özel okul masrafının ilkokuldan lise sona 200.000 tl olduğunu varsayalım (eminim bu para çok daha fazladır ama biz minimumunu alalım).

Eğitim Bakanının açıklamasına göre Türkiye’de 1 milyon özel okulda okuyan öğrenci var.

Bunun anlamı şu: Türkiye’de özel okullara aileler 12 yılda 200 Milyar lira ödüyorlar çocuklarını mezun etmek için.

Allah aşkına bana birisi söylesin çocuklarını okutmak için özel okullara 200 Milyar lira akıtan aileler bu parayı bir araya getirseler bir milyon çocuğu okutacak sayıda okul-üniversite yaptırıp tüm masraflarını karşıladıktan sonra bir de kendilerinden sonra gelecek kuşaklara armağan edemezler mi?

Bakın daha özel üniversiteleri hesaba dahi katmadık.

Tahiminen bir 100 Milyar TL de özel okullara para ödüyor aileler.

Üstüne üstlük  son derece düşük hesaplanmış bir rakam. Tahminim bu rakamın 500 Milyar TL olduğudur.

300 Milyar TL… Özel eğitime bir milyon çocuğu ilkokuldan başlatıp üniversiteden mezun etmek için harcanan para.. .

Bir de buna devletin her sene eğitime harcadığı 120 Milyar TL dahil değil… Yani 16 (yıl) x120 Milyar TL=1920 Milyar TL! Neredeyse İki Trilyon TL!

Yani bu şu demek oluyor: Bizler bir araya gelip aklımızı ortak bir biçimde işletemiyoruz diye birileri zengin oluyor ve devlet dengeli ve eşit dağıttığında maliyeti çok daha az olacak kaliteli eğitim hiçbir zaman herkes için mümkün olamıyor.

Sadece tek bir neslin özel okul ve üniversitedeki maliyeti  ile en kaliteli eğitime sahip olabiliriz. Bunun sadece 10 çocuktan birisine nasip olması demek 9 çocuğa harcanak para ile zengin olan okul sahipleri ve eğitimcilerle açıklanabilir.  Bir de çocuklarını “özel” hissetmek isteyen velilerle!

ÇÖZÜM İÇİN ORTAK AKLIMIZI KULLANALIM

Bu aptallığa bir son vermek neden mümkün olamıyor?

Neden veliler ve devlet bir araya gelip kaynakları çok daha verimli ve çok daha sonuca yönelik olarak değerlendirmek için formüller oluşturamıyor?

Mesela devletin sağlık sektöründe yapmış olduğu gibi , devletin sahip olacağı ama özel sektörün işleteceği ve parasız olacak çok kaliteli devlet liseleri ve üniversiteleri neden açılmıyor?

Sağlıkta son derece başarılı olmuş bir sitemi neden eğitime uyarlamayalım?

Ya da devlet neden ailelerin özel okullara ve hazırlık için harcadığı paraları kaynak olarak aktarılabilecek vakıflar kurulmasını düşünmez? Teşvik etmez? Sağlık sektöründeki formül gibi devlet adına vakıflar kurulsa ve halkın yönetimine verilse bu vakıflar. Vakıflar özel sektörle işbirliği ile işletmelerini yaparak en iyi eğitim modellerini geliştirebilir… kurumsallık sayesinde sonraki neslillere bırakılmış olur bu kaynaklar aptalca kurslarda heba edileceğine…

Belki de  eğitim kooperatifleri kurulabilir? Örneğin ailelerin bir araya gelip okullar kurabileceği veya işletebileceği kooperatifler kurulamaz mı? İnsanlar çocukları doğduğu andan itibaren üye olabilir ve aidat ödeyebilir. En iyi hocaların yetişmesi için kaynaklar oluşturulabilir. Eğitim konusunda araştırmalar yapacak, yöntemler geliştirecek enstitüler kurulabilir. Çocuk okuduğu süre boyunca aidatlar ödenir ve mezuniyet sonrasında okullardaki kooperatif hissesi yeni çocuğu olanlara devredilir. Bırakın para kaybetmeyi, insanlar çocuklarını okutup hisselerini devrettiklerinde para bile kazanabilirler. (Bu yazıyı yazdıktan sonra yayınlamak üzereyken internette araştırma yaptım ve gördüm ki aklın yol birmiş. Benim gibi veliler için geç olsa da eğer okula yeni başlamış ya da başlamak üzere veliler varsa tavsiyem konuyu bir araştırın ve bu işe girişin. Şu linkte bu konuya ilişkin temel bilgiler var… tıklayınız…  Ayrıca kuruluşa ilişki şöyle bir link de var…)

Ödediğimiz paralarla okulu satın alabilecekken ya da birkaç okul kurabilecekken saçma sapan bir rekabet ve karşındakinden üstün olma hırsıyla hayatlarımızı birilerinden daha havalı bir etikete sahip olmak için heba ediyoruz.

Esas sınav masum çocukları baştan kaybedecekleri bir sınava tabi tutmak değil, böyle bir çözüm için kafa patlatmak ve dünyada var olmayan bir sistemi yapacak cesareti toplamak ve uygulamaktadır. Yani hakiki sınavdan çakanlar biz velileriz. Biz devleti yöneten yetişkinleriz, eğitimcileriz, sorum(n)lu olanlarız…

Bu nesili iyi yetiştiremezsek yazık edeceğiz kendimize. Çünkü şu an sahip olduğumuz genç nüfus bir daha Türkiye toplumunda bu sayıya erişemeyecek… Kendi kendimizi yok ediyoruz. 3000 tane lisenin sadece 10-15 tanesine girmek için saçma sapan bir sınav stresi ve kaybolan enerjilerle kendimizi yok ediyoruz. Geride kalan 2985 liseyi nasıl güzelleştireceğiz diye düşünmüyor ve bütçemiz ne kadarına yetiyorsa özel okullara koşuyoruz. 

Sınavlarda kazanın da kaybedenin de aslında toptan kaybettiği bir sisteme mahkum olmamalıyız. En kötüsü de çocuklarımızı da mahkum etmemeliyiz. Harcanan milyarlarca paraya rağmen doğru dürüst ve dünyada işe yarayan bir eğitim verebilsek çocuklarımıza gam yemeyeceğim.  Ama işe dahi yaramayan güdük bir eğitim sisteminde, sonuçta uğruna harcanan milyarlar da olsa işe yaramıyor.

Temel felsefesi sınavı kazanmak olan ama içerikten ve hakiki bilgi ve bilgelikten yoksun bir eğitim sistemi sadece ziyanlıktır. Ülkenin kaynakları ve enerjisi bir etiket elmak için heba olup gidiyor.

Ama bizler ne kadar aklımızdan uzak ve akıldışı davranırsak çozuklarımız da bundan münezzeh olamıyor. Bizim deliliğimiz onların da deliliğine neden oluyor. Delilik dışında aklımızla hareket edebildiğimiz günlerin gelmesi dileğiyle

 

 

Comments on Hepimiz Bu Sınavdan Çaktık!